*** EFTİHİSİN BLOGUNA HOŞGELDİNİZ ***

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU

HAYATI TEK BAŞINA İÇİNE SIĞDIRAMAZSIN

YÜZYILIN AŞKLARI "KARADUT" GERÇEĞİ

18/10/2006 | Kategori: Can Dundar

 

 

1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüp'teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler.Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı:

 

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın...

 

Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu...Çünkü şiirde "kadınım, kısrağım, karımsın“ dediği kadın, karısı değildi.

 

Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı:Mari Gerekmezyan...

"Kara saplı bıçak gibi"Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti.O dönem askerliğini yapmakta olan şair - ressamın sinesine,"kara saplı bir bıçak gibi“saplanmıştı.

Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı.Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine

dönmesini bekliyordu.

 

Yorgun yürek "Karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kaptı. İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı.Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı.Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi'nden Mari Gerekmezyan'ın ölüm haberi geldi.Bedri Rahmi yıkılmıştı.Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı.O dönem içkiye başladı ünlü şair...Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:

 

Türküler bitti

Halaylar durdu

Horonlar durdu

Hüzün geldi baş köşeye kuruldu

Yoruldu yüreğim, yoruldu

 

Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı.Başardığını sanıyordu.Ta ki Büyük Kulüp'teki o geceye kadar...

"Karadut"u okurken, Bedri Rahmi'nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının kanıtıydı.Bunun üzerine Eren, bir süre Paris'te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta "o gece"yi hatırlattı:

Canuşkam,

Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim.Sesin, nasıl titremişti.Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. O gece... Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.

Eren.

 

Bu dualar işe yaradı.Bedri Rahmi,11 yaşındaki oğluyla eşine döndü.1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU Yorum (6) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>

YÜZYILIN AŞKLARI "KARADUT" GERÇEĞİ

 

 

1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüp'teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler.Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı:

 

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın...

 

Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu...Çünkü şiirde "kadınım, kısrağım, karımsın“ dediği kadın, karısı değildi.

 

Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı:Mari Gerekmezyan...

"Kara saplı bıçak gibi"Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti.O dönem askerliğini yapmakta olan şair - ressamın sinesine,"kara saplı bir bıçak gibi“saplanmıştı.

Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı.Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine

dönmesini bekliyordu.

 

Yorgun yürek "Karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kaptı. İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı.Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı.Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi'nden Mari Gerekmezyan'ın ölüm haberi geldi.Bedri Rahmi yıkılmıştı.Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı.O dönem içkiye başladı ünlü şair...Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:

 

Türküler bitti

Halaylar durdu

Horonlar durdu

Hüzün geldi baş köşeye kuruldu

Yoruldu yüreğim, yoruldu

 

Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı.Başardığını sanıyordu.Ta ki Büyük Kulüp'teki o geceye kadar...

"Karadut"u okurken, Bedri Rahmi'nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının kanıtıydı.Bunun üzerine Eren, bir süre Paris'te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta "o gece"yi hatırlattı:

Canuşkam,

Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim.Sesin, nasıl titremişti.Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. O gece... Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.

Eren.

 

Bu dualar işe yaradı.Bedri Rahmi,11 yaşındaki oğluyla eşine döndü.1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

18/10/2006 | Kategori: Can Dundar | Yorum (6) | Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder


Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa

  1. Yazan: müya | Tarih: 2006-10-26 21:21:26
    Konu: benim olmayan benden gitsin
    İnsan artık başkasını seven bir eşi nasıl kabul edebilir ki.Bu kabuledilemezi kabul etmek mutlaka çok acıdır.

    Bağlantı >

  2. Yazan: smyrne | Tarih: 2006-10-21 20:11:44
    Konu: hımm..
    güzel bir hikaye..
    bana al yazmalım selvi boylum filmini anımsattı..
    emek kazanmalı ya gerçek bir örnek sanırım..
    ..
    sevgiler..iyi bayramlar ayrıca..
    :-)

    Bağlantı >

  3. Yazan: nedensude | Tarih: 2006-10-21 13:38:51
    Konu: merhaba
    mutlu bayramlar,sevdiklerinle ve ailenle.
    sevgiler

    Bağlantı >

  4. Yazan: nedensude | Tarih: 2006-10-20 11:19:46
    Konu: selam
    düşündürücü bir durum.


    Önde zeytin ağaçları arkasında yar
    Sene 1946
    Mevsim
    Sonbahar
    Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
    Dalları neyleyim.
    Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

    Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
    Değirmen misali döner başım
    Sevda değil bu bir hışım
    Gel gör beni darmadağın
    Tel tel çözülüp kalmışım.
    Yar yar
    Canımın çekirdeğinde diken
    Gözümün bebeğinde sitem var..



    şiirin hepsini yazmak istedim
    yorumların için teşekkürler.

    Bağlantı >

  5. Yazan: sevilla | Tarih: 2006-10-19 03:44:19
    Konu: selam...
    Çok hüzün verici bir öykü...Bence sanatçılar, şairler evlenmemeli. Evlenip de eş ve çocuklarını mutsuz etmemeli. Hiçbir kimse eşinin aşklarının yükünü çekmeyi hak etmiyor. Eş, yedek lastik değildir. Üreteceğim, yaratacağım diye başkalarıyla aşk yaşa, eşin seni evde beklesin, üretesin diye hala çaba göstersin, kalbin yorulunca, yaşlanınca da kendini baktırmak için ona dön. Bu eziyete kaç insan katlanabilir? Bir gün bana dönecek diye sabırla kaç kadın bekleyebilir?
    Aşka saygım var. Aşıksan açıkça söylersin eşine, acı da olsa zamanla yaralarını sarar ve kendine yeni bir yaşam kurar. Sen de gider karadutunla aşkını doyasıya yaşarsın. Ama bu olur mu? Yasak aşklar her zaman daha ilgi çekicidir, ona kavuşunca, her yönüyle keşfedince aşk biter, alışkanlık başlar. Hadi bakalım yeni keşiflere...
    Bu şiiri çok severdim, hala güzel benim için. Ama Bedri Rahmi'ye kızgınım şimdi. Güzel bir şiir yazmışsın, tamam. Ama bunu bari eşinin yanında okuma. Ona bu acıyı yaşatmaya gönlü nasıl elverdi? Eren Eyüboğlu gerçekten çok büyük kadınmış.

    Bağlantı >

  6. Yazan: gumussokak | Tarih: 2006-10-18 17:03:58
    Konu: slm
    blogumu sürekli ziyaret edip yorum yazdığın için teşekkürler..ben sadece nöbetlerde girebiliyorum o yüzden fazla yorum yazamıyorum ama takip ediyorum güzel yazılarını..ellerine sağlık

    Bağlantı >