*** EFTİHİSİN BLOGUNA HOŞGELDİNİZ ***

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU

HAYATI TEK BAŞINA İÇİNE SIĞDIRAMAZSIN

SICAK GÜNLERİN BAYRAĞI

15/6/2007 | Kategori: Sunay Akin

Ülkelerinin özgürlüğü için savaşan bir grup Meksikalı, çatışma sırasında yemek molası verir. Silahların sustuğu bu anda, bir bayraklarının olmadığından yakınırlar. Herkes nasıl bir bayrak istediğini anlatır, ama bir karara varamazlar. Sonunda aralarından biri, yedikleri karpuz kabuklarını göstererek şunları söyler: “Biz bu topraklar için savaşıyoruz. Ona emek veriyoruz. O da bize karpuz veriyor. Bayrağımız rengini karpuzdan alsın!” Böylelikle kırmızı, beyaz ve yeşilden oluşan Meksika bayrağı doğmuş olur! Bir karpuzu kestiğimizde ortaya çıkan renklerin bir ülkenin bayrağı olduğunu çok azımız biliriz. Karpuz konusunda bilmediğimiz bununla kalmaz. Ne diyor Orhan Veli: “Hanginiz bilir benim kadar karpuzdan fener yapmasını Sedefli hançerle üstüne Gülcemal resmi çizmesini…” Orhan Veli elbette karpuzdan fener yapmasını çok iyi bilirdi, çünkü çocukluğu Beykoz’da geçmiştir. Beykoz, İstanbul’un karpuz tarlalarıyla ünlü bir köyüydü o zamanlar… Unutmadan söyleyelim: Gülcemal’de, o yılların ünlü bir vapurunun adıdır. Karpuz, dünyada yaygın bir meyve olduğundan birçok şiirde ona rastlayabiliriz. Örneğin Şilili şair Pablo Neruda bir şiirinde şu dizelere yer verir: “Neden güler bir karpuz ansızın Bağrına saplanınca bir bıçak…” Yazın bir dilim sıcak kahkahasıdır karpuz. Sıcak yaz günlerinde onunla serinleriz. Onun için yazılmış en güzel dizeler Bedri Rahmi Eyüboğlu’nda çıkar karşımıza… Şöyle seslenir Bedros: “Bu karpuz çok kırmızı Bölüşmek şart…” Ama karpuz her zaman yenmek için değildir. İnsanımızın yaratıcı zekâsıyla çok farklı bir şekilde de kullanılmıştır! Ben buna tanığım. Nasıl mı? Anlatayım efendim: Sıcak bir yaz gününde, camları sonuna kadar açık arabamın içinde Boğaz Köprüsü’ne doğru ağır ağır ilerlerken, yolun solunda arızalanan bir araç görmüştüm. Arabanın sahibi ceza kesmekte olan polise bir şeyler anlatmak için çırpınıyordu. Yanlarından geçerken duydum, yalvarırcasına şunları söylüyordu: “Ağabey, idare et n’olur… O da kırmızı, bu da kırmızı…” İstanbul trafiğinde yaşanılan gündelik komedi sahnelerinin en yaratıcılarından biri olan manzara şuydu: Arızalanan arabanın sahibi bagajında taşıdığı karpuzu ortasından kesmiş, reflektör yerine kullanmıştı! Zeynepkamil Hastanesi’nin karşısındaki karpuz sergisinde, yazlık sinemaların dağılmasını beklerdik. Evlerine dönenler arasında karpuz alan çok olurdu. Sonra Göztepe’de açtığımız manavda da karpuzları tezgâha dizmekten çok mutlu olurdum. Ağabeyim de ben de hem çalışıyor hem de okuyorduk, bir koltukta iki karpuz taşıyorduk yani… Eee, lafı öyle ya da böyle sonuna getirdik. Ey okur, bil ki yukarıdaki tüm lakırtılar birazdan okuyacağın şiir içindir. Eh, bizim dolgumuz da kalemimize yakışır şekilde olmalı ama değil mi? Gelgelelim şiire… Karpuz için yazılmış en güzel şiirdir, sizlere sunduğum. Adı: Tekne Kazıntısı… Şairi ise bir güzel insan: Cevat Çapan… Buyrun, şiiri dilimliyoruz: “Babam iki tek atınca Hadi seni karpuzlara götüreyim, derdi Karpuzlar Gebze’de oturan kızlardı Annem kızarır, kızar Bey çocuk daha küçük, der Mutfağa gider ağlardı Babam karpuzdan anlardı!…”

 

                                     SUNAY AKIN

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU Yorum (8) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>

SICAK GÜNLERİN BAYRAĞI

Ülkelerinin özgürlüğü için savaşan bir grup Meksikalı, çatışma sırasında yemek molası verir. Silahların sustuğu bu anda, bir bayraklarının olmadığından yakınırlar. Herkes nasıl bir bayrak istediğini anlatır, ama bir karara varamazlar. Sonunda aralarından biri, yedikleri karpuz kabuklarını göstererek şunları söyler: “Biz bu topraklar için savaşıyoruz. Ona emek veriyoruz. O da bize karpuz veriyor. Bayrağımız rengini karpuzdan alsın!” Böylelikle kırmızı, beyaz ve yeşilden oluşan Meksika bayrağı doğmuş olur! Bir karpuzu kestiğimizde ortaya çıkan renklerin bir ülkenin bayrağı olduğunu çok azımız biliriz. Karpuz konusunda bilmediğimiz bununla kalmaz. Ne diyor Orhan Veli: “Hanginiz bilir benim kadar karpuzdan fener yapmasını Sedefli hançerle üstüne Gülcemal resmi çizmesini…” Orhan Veli elbette karpuzdan fener yapmasını çok iyi bilirdi, çünkü çocukluğu Beykoz’da geçmiştir. Beykoz, İstanbul’un karpuz tarlalarıyla ünlü bir köyüydü o zamanlar… Unutmadan söyleyelim: Gülcemal’de, o yılların ünlü bir vapurunun adıdır. Karpuz, dünyada yaygın bir meyve olduğundan birçok şiirde ona rastlayabiliriz. Örneğin Şilili şair Pablo Neruda bir şiirinde şu dizelere yer verir: “Neden güler bir karpuz ansızın Bağrına saplanınca bir bıçak…” Yazın bir dilim sıcak kahkahasıdır karpuz. Sıcak yaz günlerinde onunla serinleriz. Onun için yazılmış en güzel dizeler Bedri Rahmi Eyüboğlu’nda çıkar karşımıza… Şöyle seslenir Bedros: “Bu karpuz çok kırmızı Bölüşmek şart…” Ama karpuz her zaman yenmek için değildir. İnsanımızın yaratıcı zekâsıyla çok farklı bir şekilde de kullanılmıştır! Ben buna tanığım. Nasıl mı? Anlatayım efendim: Sıcak bir yaz gününde, camları sonuna kadar açık arabamın içinde Boğaz Köprüsü’ne doğru ağır ağır ilerlerken, yolun solunda arızalanan bir araç görmüştüm. Arabanın sahibi ceza kesmekte olan polise bir şeyler anlatmak için çırpınıyordu. Yanlarından geçerken duydum, yalvarırcasına şunları söylüyordu: “Ağabey, idare et n’olur… O da kırmızı, bu da kırmızı…” İstanbul trafiğinde yaşanılan gündelik komedi sahnelerinin en yaratıcılarından biri olan manzara şuydu: Arızalanan arabanın sahibi bagajında taşıdığı karpuzu ortasından kesmiş, reflektör yerine kullanmıştı! Zeynepkamil Hastanesi’nin karşısındaki karpuz sergisinde, yazlık sinemaların dağılmasını beklerdik. Evlerine dönenler arasında karpuz alan çok olurdu. Sonra Göztepe’de açtığımız manavda da karpuzları tezgâha dizmekten çok mutlu olurdum. Ağabeyim de ben de hem çalışıyor hem de okuyorduk, bir koltukta iki karpuz taşıyorduk yani… Eee, lafı öyle ya da böyle sonuna getirdik. Ey okur, bil ki yukarıdaki tüm lakırtılar birazdan okuyacağın şiir içindir. Eh, bizim dolgumuz da kalemimize yakışır şekilde olmalı ama değil mi? Gelgelelim şiire… Karpuz için yazılmış en güzel şiirdir, sizlere sunduğum. Adı: Tekne Kazıntısı… Şairi ise bir güzel insan: Cevat Çapan… Buyrun, şiiri dilimliyoruz: “Babam iki tek atınca Hadi seni karpuzlara götüreyim, derdi Karpuzlar Gebze’de oturan kızlardı Annem kızarır, kızar Bey çocuk daha küçük, der Mutfağa gider ağlardı Babam karpuzdan anlardı!…”

 

                                     SUNAY AKIN

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

15/6/2007 | Kategori: Sunay Akin | Yorum (8) | Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder


Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa

  1. Yazan: busecegunler | Tarih: 2007-07-19 00:41:28
    Konu: selam
    ne güzel bir yorum bırakmışsın sayfama eftihis çok teşekkür ederim.gecenin güzel geçmesi dileği ile ayrıca kandilini kutluyorum.kendine iyi bak iyi geceler

    Bağlantı >

  2. Yazan: busecegunler | Tarih: 2007-07-11 19:21:07
    Konu: ***
    uzak bir yer değil eşimin tayini nedeniyle iiçeden merkeze taşınıyoruz.sevgiler

    Bağlantı >

  3. Yazan: busecegunler | Tarih: 2007-06-26 11:25:44
    Konu: ......
    arkadaşım ziyaretin için teşekkür ederim.ayrıca güzel paylaşımın için sunay akın nı çok beğenirim.tekrar görüşmek dileği ile iyi bak kendine...

    Bağlantı >

  4. Yazan: koyumavili | Tarih: 2007-06-23 09:53:24
    Konu: Hatırladım
    Sarmısak tarlasını hatırladım.

    Bağlantı >

  5. Yazan: smyrne | Tarih: 2007-06-23 01:14:37
    Konu: merhabaa
    canım karpuz çekti:-)))
    ..
    uzun zamandır yoktum,,affoluna
    dilerim iyisindir..
    sağlıcakla
    pai
    ;-)

    Bağlantı >

  6. Yazan: yuksektopuklar | Tarih: 2007-06-21 02:08:41
    Konu: :)
    arkadaşım iyi geceler.
    sunay akınla başladım bloğuna. muhteşem !..
    bu adam anlamaktan da anlatmaktan da anlıyor :)
    öyle bir şey işte. gece yarısı gezmem uzun sürünce uyku ağır ağır çökmeden sanada uğrayım dedim. o yüzden kelimelerim toparlanamıyor böyle bağışla. yemek yapmaktan yoruldum, yazı ve şiirler var korkmadan gelebilirsin bu aralar bloğuma.
    tekrar iyi geceler.
    iyi bak kendine.

    Bağlantı >

  7. Yazan: SAKLIisyanlar | Tarih: 2007-06-18 15:09:21
    Konu: karpuzzz kan:P
    merhabaaa
    karpuz deyince benim aklıma çok severek izlediğim "karpuz kabuğundan gemiler yapmak" filmi gelir hep... bi de bu ara her karpuz gördüğünde dünyayı başımıza yıkan 2 yaşındaki yiğenim:))))

    sevgiler...

    Bağlantı >

  8. Yazan: ebruli38 | Tarih: 2007-06-17 01:36:41
    Konu: karpuzların nereleredeki hali
    okudumda, düşüne biliyormusunuz,bir ülkenin bayrak olmasına sebeb olan bir karpuz, bir ailenin hanımının karpuz anlamında kullanılan durumunada üzülebiliyor..

    Bağlantı >