*** EFTİHİSİN BLOGUNA HOŞGELDİNİZ ***

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU

HAYATI TEK BAŞINA İÇİNE SIĞDIRAMAZSIN

Sevmelerin öte yanı

14/2/2008 | Kategori: Siir ve yazilarim

 

*      “Seni bulsam

Beni bağışla diyecektim,kıymetini bilmedim;

Hüznümün oğludur bu kentte bütün anılar

Seni seni çok özledim”

 

Ve sonra indim otobüsten.Yollar çok uzun,yollar çok dar geliyordu.Bir düşün!Koskocaman bir deniz ortasındasın;bir ufacık karaparçası,çok ufak…Ayakların sığabilse yetecek kadar bir kara parçası arıyorsun kendine,bulamıyorsun.Düşün;çıldırıyorsun,paramparçasın,yok olma kaynaklı bir korku taşıyorsun.Düşün,yaralı adamı oynuyordum o sokak ortasında.Seni arıyordum,bulamıyordum,yoktun yalancıydın.Beni bekleyecektin oysa,yoktun.Kabarıyordum,hem de çokça kabarıyordum.Seni ilk öptüğüm gün;o ana geceyi vuran bir mermi gibi,soğuk bir mermi gibi saplanıyordu gözüme,oysaki ağlayacaktım ve bırakmıyordu sokaklar.Çünkü bu sokaklar çok insan yüceltti gönlünde,bu sokaklar çok insan harcadı göğsünde.Çünkü güzelliğin,sevincin,saygının hükmü yoktu;Onurun ve kimliğin değeri yoktu.Çünkü sevgi yalancı şahitti sahte yaşantıların celselerinde.Ağlayacaktım;İnsanlar düşüyordu güneşimin gölgesinde ve ben ısrar ediyordum,koşuyordum heyecanım yüreğimin gönderinde,insanlar düşüyordu ve ben bağırıyordum;

 

**    “Ömrüm yıkılan kalelerin bayrağı

Sevdanın ağır prangasıdır

Nöbet tutuyorlar prangalarımda

Prangalarım gençliğim

Susma öyle bir şeyler söyle

Sen geliyorsun aklıma

Sen nerdesin”

 

Ve şimdi bir kabustu sanki.Sanki yüzyılların yorgunluğu var üzerimde.Sanki yıllardır uykusuzum.Yüzünü arıyorum sadece;yüzün en çok ihtiyaç duyduğum liman ağır bir yükün altında.

 

Sonra “önce düşünceler” dedim “Bilinmeli mutlak,kesin ve gerçek”.    Sustu.

-”Ya sevginin dokunulmazlığı kalkarsa…”

Anladım ve çöktüm üzerime.Birden şairler düştü aklıma.Öyle ya ,şairler ölür(se) kime kalır savunmak.Ya da bize bir dal umut.En çocuk gülüşleri koyarken dudaklarımıza,yüzümüzde doğacaktı habersiz kaygılar.Biz sadece sevgiyi ezberliyorduk önceden kazınmış yüreğimizle.

Biz sevgiyi heceliyorduk üretilen yeniyetme küfür dağarcığında.Onaylıyorduk sevgiyi hükümsüz köşelerde,bizi seyreden ve şerefini ceplerine gizlemiş bir adamın gölgesinde.Konuşma sakın,şimdi susma zamanı.Bak daha çok saygı kazanıyoruz sanki,insanlar kaybettikçe.Bak sevinçler kazanıyoruz,sen yalnızca karşı kıyıya vuran akşam karanlığına çevir yüzünü.Bir güvercin yaralı gözlerinde;Bak orada tam karşısında özgürlüğümüzü okumuşlardı bir zamanlar,bak.

 

***  “Bir ihanet vaktindeyiz seninle

Bir öfke günündeyiz

Oysa yüzün yine koca bir güneştir

Ve karanlığa inat gözlerin

Şafak tadında ışıklarla titreşir

Kırılan dal,

Çürüyen tohum

Her şey yeniden yeşerir ellerinde

Çöller yeniden bahçeleşir

Bir kuş bile yokken ağaçlarda

Bütün ağaçlar kuş diliyle söyleşir”

 

Ama bir gün bende yaslanacağım kıyıların göğsüne ve seni okuyacağım orada.belki yine iğreneceğim,yiteceğim,kabaracağım,belki umacağım.Belki hiç konuşamayacağım.Ama bir ihtiyar var ki biliyor bizi,biliyor söyleyeceklerimi;

İnadına ve çıldırasıya “Seni Seviyorum” dedim.Belki de  hiç söylenmedi;Daha sonra söyleyeceğim…

 

                                           EFTİHİS

 

*      Yılmaz Odabaşı

**    Yılmaz Odabaşı

***   Adnan Yücel

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU Yorum (4) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>

Sevmelerin öte yanı

 

*      “Seni bulsam

Beni bağışla diyecektim,kıymetini bilmedim;

Hüznümün oğludur bu kentte bütün anılar

Seni seni çok özledim”

 

Ve sonra indim otobüsten.Yollar çok uzun,yollar çok dar geliyordu.Bir düşün!Koskocaman bir deniz ortasındasın;bir ufacık karaparçası,çok ufak…Ayakların sığabilse yetecek kadar bir kara parçası arıyorsun kendine,bulamıyorsun.Düşün;çıldırıyorsun,paramparçasın,yok olma kaynaklı bir korku taşıyorsun.Düşün,yaralı adamı oynuyordum o sokak ortasında.Seni arıyordum,bulamıyordum,yoktun yalancıydın.Beni bekleyecektin oysa,yoktun.Kabarıyordum,hem de çokça kabarıyordum.Seni ilk öptüğüm gün;o ana geceyi vuran bir mermi gibi,soğuk bir mermi gibi saplanıyordu gözüme,oysaki ağlayacaktım ve bırakmıyordu sokaklar.Çünkü bu sokaklar çok insan yüceltti gönlünde,bu sokaklar çok insan harcadı göğsünde.Çünkü güzelliğin,sevincin,saygının hükmü yoktu;Onurun ve kimliğin değeri yoktu.Çünkü sevgi yalancı şahitti sahte yaşantıların celselerinde.Ağlayacaktım;İnsanlar düşüyordu güneşimin gölgesinde ve ben ısrar ediyordum,koşuyordum heyecanım yüreğimin gönderinde,insanlar düşüyordu ve ben bağırıyordum;

 

**    “Ömrüm yıkılan kalelerin bayrağı

Sevdanın ağır prangasıdır

Nöbet tutuyorlar prangalarımda

Prangalarım gençliğim

Susma öyle bir şeyler söyle

Sen geliyorsun aklıma

Sen nerdesin”

 

Ve şimdi bir kabustu sanki.Sanki yüzyılların yorgunluğu var üzerimde.Sanki yıllardır uykusuzum.Yüzünü arıyorum sadece;yüzün en çok ihtiyaç duyduğum liman ağır bir yükün altında.

 

Sonra “önce düşünceler” dedim “Bilinmeli mutlak,kesin ve gerçek”.    Sustu.

-”Ya sevginin dokunulmazlığı kalkarsa…”

Anladım ve çöktüm üzerime.Birden şairler düştü aklıma.Öyle ya ,şairler ölür(se) kime kalır savunmak.Ya da bize bir dal umut.En çocuk gülüşleri koyarken dudaklarımıza,yüzümüzde doğacaktı habersiz kaygılar.Biz sadece sevgiyi ezberliyorduk önceden kazınmış yüreğimizle.

Biz sevgiyi heceliyorduk üretilen yeniyetme küfür dağarcığında.Onaylıyorduk sevgiyi hükümsüz köşelerde,bizi seyreden ve şerefini ceplerine gizlemiş bir adamın gölgesinde.Konuşma sakın,şimdi susma zamanı.Bak daha çok saygı kazanıyoruz sanki,insanlar kaybettikçe.Bak sevinçler kazanıyoruz,sen yalnızca karşı kıyıya vuran akşam karanlığına çevir yüzünü.Bir güvercin yaralı gözlerinde;Bak orada tam karşısında özgürlüğümüzü okumuşlardı bir zamanlar,bak.

 

***  “Bir ihanet vaktindeyiz seninle

Bir öfke günündeyiz

Oysa yüzün yine koca bir güneştir

Ve karanlığa inat gözlerin

Şafak tadında ışıklarla titreşir

Kırılan dal,

Çürüyen tohum

Her şey yeniden yeşerir ellerinde

Çöller yeniden bahçeleşir

Bir kuş bile yokken ağaçlarda

Bütün ağaçlar kuş diliyle söyleşir”

 

Ama bir gün bende yaslanacağım kıyıların göğsüne ve seni okuyacağım orada.belki yine iğreneceğim,yiteceğim,kabaracağım,belki umacağım.Belki hiç konuşamayacağım.Ama bir ihtiyar var ki biliyor bizi,biliyor söyleyeceklerimi;

İnadına ve çıldırasıya “Seni Seviyorum” dedim.Belki de  hiç söylenmedi;Daha sonra söyleyeceğim…

 

                                           EFTİHİS

 

*      Yılmaz Odabaşı

**    Yılmaz Odabaşı

***   Adnan Yücel

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

14/2/2008 | Kategori: Siir ve yazilarim | Yorum (4) | Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder


Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa

  1. Yazan: SessizSenfoni | Tarih: 2008-02-21 18:37:47
    Konu: Suskunum şimdilerde...

    İşte suskunum şimdi! İçimdeki zehri akıtacak yer yok
    Yalnızım şimdi! Lanetimi, kinimi, küskünlüğümü anlatacak kimsem yok
    Baktığım her yer buz tutmuş, soğuk esiyor nefesim
    Sessizlik ve derinlik kendine çekmiş sanki
    Kimden sormalı kendimi?
    Ben kimim?


    HEP SEVGİYLE KAL DOST... HEP UMUTLA... VE ŞANSLA...

    Bağlantı >

  2. Yazan: smyrne | Tarih: 2008-02-17 19:00:09
    Konu: ...
    güzel şiirler ile beraber
    eftihis'in kelimeleri.
    hep başkalarına bırakıyorsun söylenmesi gerekenleri
    bu sefer sen de söylemişsin
    ve iyi ki söylemişsin...

    güzeldi
    bikaç kez okudum
    güzeldi...

    belki bir gün söylenir ..

    sevgiler
    sağlıcakla.

    Bağlantı >

  3. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-02-15 13:35:08
    Konu: beyazgelinciik
    Çünkü güzelliğin,sevincin,saygının hükmü yoktu;Onurun ve kimliğin değeri yoktu.Çünkü sevgi yalancı şahitti sahte yaşantıların celselerinde... sitemler bile güzelleşmiş bu yazıda..

    çok güzel bir yüreği okudum .. harikaydı..
    doğru biz sadece sevgiyi ezberliyoruz...

    yüreğine sağlık.. çok hoş bütünleştirmişsin sonuyla..
    gönlünce kal..

    Bağlantı >

  4. Yazan: feminist1725 | Tarih: 2008-02-15 00:14:56
    Konu: ...........
    HERŞEY SENDE GİZLİ
    Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...


    öyle güzel bi yazı okudum ki,,
    gidesim gelmedi..
    ama sanki az biraz özlem,sitem var sende??
    aklımda kaldın bak şimdii!!
    neyse,,

    sevgini söylemek gibisi yok!!
    ertelenmez hiçbi aşk!!
    adı ne olursa olsun!!
    bundan güzel bişey var mı be arkadaşım??

    sevgiyle aşkla kal daima..
    öpüyorumm çokk..
    iyi geceler canım..

    Bağlantı >