KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU
HAYATI TEK BAŞINA İÇİNE SIĞDIRAMAZSIN
‘Öğretmenim, babamın grevi bitti...’
Kocaman kara ıslak gözleriyle bana bakarak, “Babam grevde öğretmenim, onun için ben bu çocuk tiyatrosuna gelemeyeceğim” dedi. Bütün bunları söylerken titrek bir sesle ve olanca çekingenliği vardı üzerinde. Ben ise kente gelen çocuk tiyatrosuna hep birlikte gitmenin güzelliğinden söz ederken öğrencilerime, Küçük Merve’nin bu sözlerinin şaşkınlığıyla; “Bu ne güzel şeydir!” dediğimi anımsıyorum. O bu sözlerime gecikmeden “Grevin neyi güzel öğretmenim! Babam greve katıldığı için maaşını alamıyor ki. Tiyatro biletini alamayacağım için de sizlerle birlikte gelemiyorum” dedi. Hep birlikte Merve de dahil çocuk tiyatrosuna gittik gitmesine; ama bir yerlerden başlayıp nasıl anlatılırdı,
bu küçük yüreklere ‘Telekom işçisinin grevi’.
“Bakın beni dinleyin çocuklar; sizlerle birlikte geçmiş zamana doğru bir yolculuğa çıkalım hadi!” dedim. “Ülkemizin işgal edildiği yıllara -Kurtuluş Savaşı yıllarına- gidelim. O zorlu mücadele verilirken haberleşmenin öneminden söz edelim.”
Hepsi söylenenleri can kulağıyla dinlerken Merve’nin ilgisi başkacaydı.
Ne de olsa greve çıkmış Telekom işçisi bir babanın kızıydı o.
O günlerde İngiliz işgal güçleri telgrafhanelerimize el koymuştu. Ancak yine de yurdunu seven birçok yürekli telgraf memuru, tüm baskılara karşın haberleşmeyi sağlamaya çalışıyordu. Telgrafçı Manastırlı Hamdi Efendi bunlardan en bilineniydi. Hele sizin yaşlarınızdaki ‘Sallabaş Kemal’ çocuk yaşına karşın cepheyle haberleşmeyi sağlamayı başarmıştır. Anadolu’da başlayan bu mücadelenin en iyi şekilde yürümesi için o tarihlerde Ankara’da Telgraf İdaresi kurulmuştu çocuklar (bu kurumun adı sonra PTT olacaktır). Ve şimdilerde bildiğimiz şekliyle Telefon İdaresi kısmı özelleştirilmiştir. Bu günlerdeki Telekom işçileri çalışma koşullarını iyileştirmek ve daha insanca bir yaşam sağlayacak ücret için greve çıkmışlardır. Unutmayalım ki çocuklar; Merve’nin babası dahil greve katılan tüm Telekom işçileri Kurtuluş Savaşı yıllarımızdaki Telgrafçı Manastırlı Hamdi Efendi kadar ülkelerini seven insanlardır. Ve bu işçiler aynı zamanda Telekom’un yabancılara satılmasına da karşı çıkmışlardı. Onları anlamak zor olmasa gerek diyerek konuşmamı tamamladım.
Epey zaman sonra Merve -kara gözlerinin olanca iriliğiyle- bana bakarak okul bahçesinde; “Grev bitti öğretmenim, babam bugün işbaşı yapacak!” diyerek ortalığın sessizliğini bozdu. Bu kez “Ne güzel şey değil mi Merve!” deyişime şaşırmadı. O grevi başarmış bir Telekom işçisinin kızıydı…
Yorum (6) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>
‘Öğretmenim, babamın grevi bitti...’
Kocaman kara ıslak gözleriyle bana bakarak, “Babam grevde öğretmenim, onun için ben bu çocuk tiyatrosuna gelemeyeceğim” dedi. Bütün bunları söylerken titrek bir sesle ve olanca çekingenliği vardı üzerinde. Ben ise kente gelen çocuk tiyatrosuna hep birlikte gitmenin güzelliğinden söz ederken öğrencilerime, Küçük Merve’nin bu sözlerinin şaşkınlığıyla; “Bu ne güzel şeydir!” dediğimi anımsıyorum. O bu sözlerime gecikmeden “Grevin neyi güzel öğretmenim! Babam greve katıldığı için maaşını alamıyor ki. Tiyatro biletini alamayacağım için de sizlerle birlikte gelemiyorum” dedi. Hep birlikte Merve de dahil çocuk tiyatrosuna gittik gitmesine; ama bir yerlerden başlayıp nasıl anlatılırdı,
bu küçük yüreklere ‘Telekom işçisinin grevi’.
“Bakın beni dinleyin çocuklar; sizlerle birlikte geçmiş zamana doğru bir yolculuğa çıkalım hadi!” dedim. “Ülkemizin işgal edildiği yıllara -Kurtuluş Savaşı yıllarına- gidelim. O zorlu mücadele verilirken haberleşmenin öneminden söz edelim.”
Hepsi söylenenleri can kulağıyla dinlerken Merve’nin ilgisi başkacaydı.
Ne de olsa greve çıkmış Telekom işçisi bir babanın kızıydı o.
O günlerde İngiliz işgal güçleri telgrafhanelerimize el koymuştu. Ancak yine de yurdunu seven birçok yürekli telgraf memuru, tüm baskılara karşın haberleşmeyi sağlamaya çalışıyordu. Telgrafçı Manastırlı Hamdi Efendi bunlardan en bilineniydi. Hele sizin yaşlarınızdaki ‘Sallabaş Kemal’ çocuk yaşına karşın cepheyle haberleşmeyi sağlamayı başarmıştır. Anadolu’da başlayan bu mücadelenin en iyi şekilde yürümesi için o tarihlerde Ankara’da Telgraf İdaresi kurulmuştu çocuklar (bu kurumun adı sonra PTT olacaktır). Ve şimdilerde bildiğimiz şekliyle Telefon İdaresi kısmı özelleştirilmiştir. Bu günlerdeki Telekom işçileri çalışma koşullarını iyileştirmek ve daha insanca bir yaşam sağlayacak ücret için greve çıkmışlardır. Unutmayalım ki çocuklar; Merve’nin babası dahil greve katılan tüm Telekom işçileri Kurtuluş Savaşı yıllarımızdaki Telgrafçı Manastırlı Hamdi Efendi kadar ülkelerini seven insanlardır. Ve bu işçiler aynı zamanda Telekom’un yabancılara satılmasına da karşı çıkmışlardı. Onları anlamak zor olmasa gerek diyerek konuşmamı tamamladım.
Epey zaman sonra Merve -kara gözlerinin olanca iriliğiyle- bana bakarak okul bahçesinde; “Grev bitti öğretmenim, babam bugün işbaşı yapacak!” diyerek ortalığın sessizliğini bozdu. Bu kez “Ne güzel şey değil mi Merve!” deyişime şaşırmadı. O grevi başarmış bir Telekom işçisinin kızıydı…
16/12/2007 | Kategori:
hayat iste
|
Yorum (6) |
Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder
Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa


