*** EFTİHİSİN BLOGUNA HOŞGELDİNİZ ***

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU

HAYATI TEK BAŞINA İÇİNE SIĞDIRAMAZSIN

ANKARA

4/1/2008 | Kategori: Yilmaz Erdogan

Hayatının bir bölümünü Ankarada yaşamış ve içinde hep Ankarayı özlemiş  biri olarak bulunca sarılıverdim hemen bu şiire.Ankarayı sevmeyen çok insanla karşılaştım ve karşılığında hep ankara sevgimi savunmaya çalıştım.Ama neden Ankarayı bu kadar çok seversin diye sorulduğunda anlatabileceklerim,hislerim bu şiirden daha öte olamazdı,daha doğrusu benim içimdekiler bu kadar güzel dile gelmezdi....

 

 

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri
sisli
    binalar...

alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.

çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)

kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler

bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken

(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)

soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okumaya
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları,

ankara' ya
öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar

belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur
ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir

hiçbir şey
kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.

kimse keman çalmaz belki
belki bu film hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat urfa'da hatta
ama hiçbirinde
o kadar aç oturmadım sofraya

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama
biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için değil!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,

karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
     memurlar.......

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...

biz,
şimdi kapalı bir kuruyemişçi
dükkanının
-ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden

kavgacı
esmer
cesur
korkak
çoğu kürt
çoğu türk
çocuklardık...
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar....

ha sonra

belki ahmed arif'in aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiç kimse bir daha ankara' yı
o'nun kadar sevemeyecek
-bir şiir işlenir:

kar altındadır varoşlar
         hasretim, nazlıdır ankara  
.....

ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...

şimdi ve sonra
ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim, gönlüm,
çocukluğum buz tutar.

 

 

          YILMAZ ERDOĞAN

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU Yorum (12) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>

ANKARA

Hayatının bir bölümünü Ankarada yaşamış ve içinde hep Ankarayı özlemiş  biri olarak bulunca sarılıverdim hemen bu şiire.Ankarayı sevmeyen çok insanla karşılaştım ve karşılığında hep ankara sevgimi savunmaya çalıştım.Ama neden Ankarayı bu kadar çok seversin diye sorulduğunda anlatabileceklerim,hislerim bu şiirden daha öte olamazdı,daha doğrusu benim içimdekiler bu kadar güzel dile gelmezdi....

 

 

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri
sisli
    binalar...

alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.

çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)

kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler

bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken

(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)

soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okumaya
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları,

ankara' ya
öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar

belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur
ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir

hiçbir şey
kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.

kimse keman çalmaz belki
belki bu film hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat urfa'da hatta
ama hiçbirinde
o kadar aç oturmadım sofraya

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama
biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için değil!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,

karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
     memurlar.......

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...

biz,
şimdi kapalı bir kuruyemişçi
dükkanının
-ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden

kavgacı
esmer
cesur
korkak
çoğu kürt
çoğu türk
çocuklardık...
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar....

ha sonra

belki ahmed arif'in aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiç kimse bir daha ankara' yı
o'nun kadar sevemeyecek
-bir şiir işlenir:

kar altındadır varoşlar
         hasretim, nazlıdır ankara  
.....

ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.

ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...

şimdi ve sonra
ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim, gönlüm,
çocukluğum buz tutar.

 

 

          YILMAZ ERDOĞAN

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

4/1/2008 | Kategori: Yilmaz Erdogan | Yorum (12) | Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder


Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa

  1. Yazan: feminist1725 | Tarih: 2008-01-10 21:07:57
    Konu: :)
    En koyu mavilikleri avucuna,en içten mutlulukları gözlerine,en derin sevgileri kalbine bırakıyorum.Hep Mutlu Ol &#8230;.

    Bağlantı >

  2. Yazan: dergahli | Tarih: 2008-01-10 19:18:48
    Konu: merhaba
    sizlerden aldığım destek ve yorumlardan dolayı iki blogcu daha aldım ve sizlere çok tşk ediyorum eğer beni kendinize eklemek isterseniz blogcu isimlerim aşağıda tekrar tşk ederim yorumlarınızı bende esirgemeyin

    kal sağlıcakla

    sonyolcu38.blogcu.com
    yezdanla.blogcu.com

    Bağlantı >

  3. Yazan: SessizSenfoni | Tarih: 2008-01-09 19:58:28
    Konu: (d)üşüyorum alabildiğine...!

    Acıya baş göz ettiğim kaç düş(üş)üm daha kaldı
    Gecenin karanlığına bağdaş kurdum
    Uykusuzum, ve ağlamaklı
    Yüreğim oluk oluk kanarken
    Ağlamaktan başka şık bırakmadı hayat bana
    Her gece karanlığa savurduğum sessiz çığlıklarım hiç bitmiyor
    Susuyorum...
    Ve (d)üşüyorum alabildiğine...!

    HEP SEVGİYLE KAL DOST YÜREK... HEP UMUTLA... AŞKLA... VE ŞANSLA...

    Bağlantı >

  4. Yazan: feminist1725 | Tarih: 2008-01-08 20:31:53
    Konu: ...........
    Kulağıma öyle bişey fısılda ki,,
    İçinde aşk olsun..
    Benim için öyle bişey yap ki,,
    Kazınsın yüreğime..
    Öyle bak ki içime,,
    Erit son damlama kadar..
    Adımı her an an ki,,
    Kulaklarım çınlasın sesinle..
    Öyle sev ki beni,,
    Ölesiye,vazgeçilmezim ol

    Düzenleyen feminist1725 gün: 8/1/2008 saat: 20:32

    Bağlantı >

  5. Yazan: feminist1725 | Tarih: 2008-01-07 23:24:56
    Konu: ........
    Birden özleyiveriyorsunuz
    Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
    Yada yalnızca bir kere karşılaştığınız
    Ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
    Bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.

    Rüyalarınız,içinizdeki o gizli,esrarını ele vermez büyücü,
    Siz çarşaflarınızın arasında,
    Bütün tehlikelerden uzak,
    Güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
    Usulca ruhunuza sokulup,
    Sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
    Birer birer ateşleyiveriyor.
    İnfilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
    Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
    Ona dokunmak,
    Onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi

    Özlemek,o yakıcı istek,
    Bilinen her şeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
    Özlediğiniz ise çok uzaklarda
    Yanında olmasını istediğiniz halde
    Yanınızda olmayan bir tek kişi,
    Yanınıza bile yaklaşmadan,
    Hatta onu özlediğinizden
    Ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
    Bütün hayatı,
    Bütün görüntüleri eritip
    Başka kılıklara sokuyor

    Ahmet Altan

    benim çok sevdiğim bi şiir.......
    paylaşmak istedim..
    ve şiirin için teşekkür etmek istedim :))
    saol canım arkadaşım yanımda olduğun için de :)
    sen de hep mutlu sevgiyle kal olur mu?
    iyi geceler ..

    Düzenleyen feminist1725 gün: 7/1/2008 saat: 23:25

    Bağlantı >

  6. Yazan: http://matrakiye.blogspot.com | Tarih: 2008-01-07 20:15:50
    Konu: merhabalar...
    Ankara yı bilmem. gittim ama sadece gezmeye o da 2 günlük içindi. ama çok düzenli ve temiz bi yerdi. orada yaşamak isterdim. umarım bu isteğim yerine gelir.herhaldı o zman bu şiiri okusam daha bi içli olur ruhum...


    Ankara da olmak vardı şimdi..

    Bağlantı >

  7. Yazan: beyazgelinciik | Tarih: 2008-01-07 01:17:21
    Konu: ..
    valla ankarayı ne severim ne sevmem.. bilmem çünkü :))
    ama bu şiiri okuyunca sevesi geliyor insanın :))
    sevgiyle kal..

    Bağlantı >

  8. Yazan: smyrne | Tarih: 2008-01-06 01:31:35
    Konu: ...
    ankara güzeldir elbet
    ama bana tek hatırlattığı hüzün
    ve sanırım daima bunu hatırlatacak..

    sevgiler..

    Bağlantı >

  9. Yazan: jadore | Tarih: 2008-01-05 01:40:39
    Konu: Ankara...

    Ankara'yı sevmek farklı bir duygudur...
    Ve savunuruz değil mi? Anlayamayanlara...
    Başta alışamayacağımı sandığım şehir.. Şimdi vazgeçemediğim oldu..
    22 yıl... Ankaralı sayılırım artık.. Hem de İstanbul'a inat.. Yahya Kemal'e inat, İstanbul'dan dönüşü seviyorum işte..

    Evet kar yakışıyor bembeyaz örtüsüyle...
    Keşke şu trafik kabusu da olmasa..


    Bağlantı >

  10. Yazan: feminist1725 | Tarih: 2008-01-04 23:04:37
    Konu: selamm
    Bekleyen bilir
    Karanlığı
    Yılgınlığı
    Küskünlüğü kendine,,
    Acı çekmek tek zevk olur
    Nefes aldığı her saniye..

    mutlu kal ....

    sevdim ankara yı :))

    Bağlantı >

  11. Yazan: dergahli | Tarih: 2008-01-04 19:53:17
    Konu: merhaba
    göz yaşarım vardır kapattığımda nemlenir açıldığında buharlanır benim içimde umutlarım vardır üzüldüğümde eğilir güldüğümde içimi ısıtır benim arkadaşlarım vardır yorumları bedenimi destekleri içimden biri harika sayfanız var

    sordunmubana@hotmail.com

    kal sağlıcakla

    Bağlantı >

  12. Yazan: SessizSenfoni | Tarih: 2008-01-04 14:49:52
    Konu: Sevdamı hasret ederim ben...

    Ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
    Kendi yarasını kendi öpen bir çocuğum ben
    kendi acısını kendi örten bir çocuk
    Yaz çiçeğidir tutunduğum dallar , çabucak çürür ömrüme
    Güz gelir ağlarım, kış bastırır ürkerim
    Yüreğimin gurbetine giderim bir başıma
    Günümü sevda ederim
    Sevdamı hasret...!

    HEP SEVGİYLE KAL EFTİHİS... HEP UMUTLA... AŞKLA... VE ŞANSLA...

    Bağlantı >