KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU
HAYATI TEK BAŞINA İÇİNE SIĞDIRAMAZSIN
Sevmelerin öte yanı
* “Seni bulsam
Beni bağışla diyecektim,kıymetini bilmedim;
Hüznümün oğludur bu kentte bütün anılar
Seni seni çok özledim”
Ve sonra indim otobüsten.Yollar çok uzun,yollar çok dar geliyordu.Bir düşün!Koskocaman bir deniz ortasındasın;bir ufacık karaparçası,çok ufak…Ayakların sığabilse yetecek kadar bir kara parçası arıyorsun kendine,bulamıyorsun.Düşün;çıldırıyorsun,paramparçasın,yok olma kaynaklı bir korku taşıyorsun.Düşün,yaralı adamı oynuyordum o sokak ortasında.Seni arıyordum,bulamıyordum,yoktun yalancıydın.Beni bekleyecektin oysa,yoktun.Kabarıyordum,hem de çokça kabarıyordum.Seni ilk öptüğüm gün;o ana geceyi vuran bir mermi gibi,soğuk bir mermi gibi saplanıyordu gözüme,oysaki ağlayacaktım ve bırakmıyordu sokaklar.Çünkü bu sokaklar çok insan yüceltti gönlünde,bu sokaklar çok insan harcadı göğsünde.Çünkü güzelliğin,sevincin,saygının hükmü yoktu;Onurun ve kimliğin değeri yoktu.Çünkü sevgi yalancı şahitti sahte yaşantıların celselerinde.Ağlayacaktım;İnsanlar düşüyordu güneşimin gölgesinde ve ben ısrar ediyordum,koşuyordum heyecanım yüreğimin gönderinde,insanlar düşüyordu ve ben bağırıyordum;
** “Ömrüm yıkılan kalelerin bayrağı
Sevdanın ağır prangasıdır
Nöbet tutuyorlar prangalarımda
Prangalarım gençliğim
Susma öyle bir şeyler söyle
Sen geliyorsun aklıma
Sen nerdesin”
Ve şimdi bir kabustu sanki.Sanki yüzyılların yorgunluğu var üzerimde.Sanki yıllardır uykusuzum.Yüzünü arıyorum sadece;yüzün en çok ihtiyaç duyduğum liman ağır bir yükün altında.
Sonra “önce düşünceler” dedim “Bilinmeli mutlak,kesin ve gerçek”. Sustu.
-”Ya sevginin dokunulmazlığı kalkarsa…”
Anladım ve çöktüm üzerime.Birden şairler düştü aklıma.Öyle ya ,şairler ölür(se) kime kalır savunmak.Ya da bize bir dal umut.En çocuk gülüşleri koyarken dudaklarımıza,yüzümüzde doğacaktı habersiz kaygılar.Biz sadece sevgiyi ezberliyorduk önceden kazınmış yüreğimizle.
Biz sevgiyi heceliyorduk üretilen yeniyetme küfür dağarcığında.Onaylıyorduk sevgiyi hükümsüz köşelerde,bizi seyreden ve şerefini ceplerine gizlemiş bir adamın gölgesinde.Konuşma sakın,şimdi susma zamanı.Bak daha çok saygı kazanıyoruz sanki,insanlar kaybettikçe.Bak sevinçler kazanıyoruz,sen yalnızca karşı kıyıya vuran akşam karanlığına çevir yüzünü.Bir güvercin yaralı gözlerinde;Bak orada tam karşısında özgürlüğümüzü okumuşlardı bir zamanlar,bak.
*** “Bir ihanet vaktindeyiz seninle
Bir öfke günündeyiz
Oysa yüzün yine koca bir güneştir
Ve karanlığa inat gözlerin
Şafak tadında ışıklarla titreşir
Kırılan dal,
Çürüyen tohum
Her şey yeniden yeşerir ellerinde
Çöller yeniden bahçeleşir
Bir kuş bile yokken ağaçlarda
Bütün ağaçlar kuş diliyle söyleşir”
Ama bir gün bende yaslanacağım kıyıların göğsüne ve seni okuyacağım orada.belki yine iğreneceğim,yiteceğim,kabaracağım,belki umacağım.Belki hiç konuşamayacağım.Ama bir ihtiyar var ki biliyor bizi,biliyor söyleyeceklerimi;
İnadına ve çıldırasıya “Seni Seviyorum” dedim.Belki de hiç söylenmedi;Daha sonra söyleyeceğim…
EFTİHİS
* Yılmaz Odabaşı
** Yılmaz Odabaşı
*** Adnan Yücel
Yorum (4) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
MİMLENDİM
Mimlenmeyle ilgili bazı yazı ve yorumlara göz attım.Çoğunlukla böyle bir kelimenin çok abes olduğu yönünde bir karar vardı.Nedensude arkadaşım beni mimlemiş ve kelime çok kötü gelse bile bir gerçek var ki benim adıma kelime tam anlamına uygun olmuş.Zira Bloğumu oluşturma amacım daha çok yazdığım veya yazılmış şiirlerle,yazılarla beni etkileyen,duygularıma tercüman olan edebi metinleri dostlarımla paylaşmak,aynı tadları ortaya çıkarmaktı.Bloğumda hiçbir yazımda açık ve net bir şekilde kendimden bahsetmedim ve bilgi vermedim.İşte bu anlamda hakikaten mimlendim.Sudeyle içilen ömürlük kahvelerin hatırı olmasaydı tabii ki bloğumda bu yönde bir ilki gerçekleştirmem olanaksızdı.Ama hem seçilmiş ender kişilerden olmamın mutluluğu hem de bahsettiğim hatırdan dolayı geleneğimi bu defalık bozuyorum ve üzerimdeki mimi kaldırıyorum.Ayrıca nedensude ye bu tercihinden dolayı da teşekkürlerimi yolluyorum.
Herkesin hayata farklı bir bakış açısı,beklentileri hayalleri vardır.Benimde hayatta varmak istediğim hedeflerim,gerçekleştirmek istediğim hayallerim,beklentilerim,yaşama amacım ve içeriği biraz geniş bir hayat felsefem var.Gerçekleştirilmesi gereken hedefler koyup hayatımı doldurmaya çalışırım ve zevklerimden çoğunlukla taviz vermemeye çalışırım.Sonuçta yaşamayı seviyor musun diye sorulursa,evet hem de çok seviyorum ve büyük zevk alıyorum.Ne olursa olsun insanın insandan başka dostu yoktur bana göre ve bunu uygulamaya çalışırım.İnsanlara her türlü şartta fazlasıyla değer veririm.Saygımı,hoşgörümü,anlayışımı asla elden bırakmam.Yardımcı olmaktan asla bıkmam ve elimden ne geliyorsa gereğini yaparım.Tabii bunları okuyan fazla mülayim olduğumu zannetmesin.Belli bir zamandan sonra eğer karşımdaki insanlar benim insancıllığımı hak etmiyorlarsa,buna karar vermişsem o zaman da belirlediğim insanlara karşı umursamaz oluveririm.(Tabii ki insancıl yaklaşımlarımı kaybetmemek koşuluyla)Ama kesinlikle adımlarımı ne pahasına olursa olsun öncelikle atarım ve sınarım.Vur ensesine al lokmasını denilecek bir kişilikte değilimdir.Her türlü koşulda hakkımı sonuna kadar savunurum ve kendimi ezdirmem.Haksızlığa hiç gelemem.Bu uğurda sadece kendimin değil başkalarının da hakkını savunmaya kalkar veya cesaretlendiririm.Bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesine asla uyamam.Çünkü hayatı tek başına yaşayacak,sadece kendine yatırım yapacak veya kendini düşünecek bir yapım yoktur,(tabii ki yine de önce kendimi garantiye alırım).İnandığım insanla sonuna kadar giderim ama yanlışlıkları tespit ettiğim en yakın dostlarımla bile ilişkilerimi dondurabilirim.Bir insanı eğitmekle eşdeğerdir dostluk kurmak,önemli noktalarda adımlarını dikkatli atman gerekir ki bazı şeylerin geriye dönüşümü çok güçtür.İnsanlara sadece insani özellikleriyle yaklaşmaya çalışırım ve düşüncelerimi bu yönde savunurum.Örneğin,Bir bayan feminizm düşüncelerine sahipse karşısında önce beni bulur.Ama insancıl düşünecekse işte o zaman onunla yan yana gelirim.Hayata bakışım ve çoğunlukla uygulamalarımda mantığımı kullanırım,tabii ki duygularımı mahkum olduğum durumlarda vardır,yadsıyamam.Duyguları doğru yaşayabilmek ve hissedebilmek çok önemlidir,insan olmanın doğasıdır bu;fakat yaşamdaki kararlarda mantığı kullanabilmek hatta doğru kullanabilmek daha önemlidir benim için.Dışarıdan bakan insanlara yapım her zaman çok sert gelmiştir,insanları korkutmuşumdur.Sadece duruşum böyledir benim,aksine gülmeyi çok severim,gülerim ve hatta hayattaki çoğu olayı (olumsuzları dahi) espriye çevirerek yumuşatmayı severim.Tabii doğrudur kabul ediyorum dış görünüşüm soğuktur,fakat daha sonradan beni yeterince tanıyanlar durumun tam tersi olduğunu anlarlar ve bunu çoğunlukla dile getirirler.Kendini değerlendirmeyi önemseyerek,özeleştiri yapmak çalışan ve sonucunda davranışları olumlu yöne çevirmek önemlidir benim için.Keşke herkes bunları gerçekten hakkıyla yapabilse, ilişkilerimiz ve sosyal davranışlarımız o zaman farklı boyutlar kazanır.Çok iyi veya mükemmel bir insan olduğumu düşünmüyorum.Yaptığım yanlışlarım var,geçmişte pişmanlık duyduğum olaylar var;fakat bu pişmanlıkların gölgesinde kalmadım hiç.Hep bir ders aradım kendime ve kendimce çıkarttığım sonuçlarla yüzümü geleceğe çevirdim.Hayat bir yap boz aslında,aynı fırsatları bir çok kez yakalayabilirsin ve o zaman farklı yolları kullanabilirsin.
İnsan doğar,yaşar,ölür.Yaşarken de başlar her gün biraz insan olmaya. Sevgi insani hislerin en başta gelen kirletilmemesi ve kullanılmaması gereken temiz sayfasıdır.Bir insanı sevmekle başlayan güzellik tüm dünyayı saracak kadar büyür ve her şey daha farklı anlamlar kazanabilir.Bu yüzden bir insana karşı duyulan aşk ve sevgi hakkıyla olmalıdır.Dürüst yaşanmalıdır,içtenlikle olmalıdır.Aradaki paylaşım sonsuz olmalıdır,ki çok önemlidir sevgide paylaşmak,çıkarsız ve karşılıklı olduğu sürece aşkın bastığı ayaklar yıkılmayacak kadar kuvvetlenir.Paylaşım sevginin dayandığı güvenin altyapısıdır.Bir o kadar fedakarlık,bir o kadar anlayış her zaman kişiliklerde üstün olmalıdır.Ne kadar ütopik değil mi?Çok zor denilebilir böyle bir sevgiyi yaşamak ama en azından kılavuzum var ve elimden geldiğince uygulamaya çalışabilirim yine de.Sonuçta bana göre insanın kişiliği,hayata bakışı,sevdikleri,ilişkileri,düşündükleri vs. her şey bir bütündür,her farklı alanda bütününü yansıtıp uygulamak önemlidir.Ben sadece bu reçeteyi uygulamaya çalışıyorum
Yorum (5) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
ONYEDİ
Uzaklarda
Bir sıcak günbatımında
Sahte bir sestin
Açtın
Umutgöklerin
Yeşil turna gözünde
Cılız bir ışıktın
Güldün
Çatlarken hasret,
sığmaz zamanlarda
Acımasız bir boşluktun
Serin bir fidandın toprağını bekleyen
Güz içinde
Adı konulmamış bir fırtına elinde
Soldun
Geriye kalan
Yaşam çimleyip
Gölgesine sığınan birisiydi
Uçurtmalar salardı rüyalara
Sevmeler fısıldardı sığınaklara
Uçurumlara okurdu özgürlüğünü
Ürkek
Çıplak
Tedirgindi yüreği
On yedisinde bir gül umuduna battı…
EFTİHİS (Mayıs 95)
Yorum (5) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
YENİ YAŞ
Hep aynı çizgilerde varolmaz insan
Güneş her zaman gülmez dünyaya
Bir deniz bir adaya sığdırılamaz
Bir şiir bir kelimeye…
Umut demişler korumuşlar
Yangınlar bir gün ateşlerse onu!
Düşlerinde yarattığın serüvenler,
Sımsıcak sitemin
Umudun adı
Yaşamın ve adın..
Kalem kendisini kağıda soramaz,utanır;
Sevgi demişler
-Gizemli gülüşünde saklı-
Bir ezgi sorgulayamaz notalarını
Bir şair taşıyamaz şiirini
Sevinç kendisini anlatamaz kedere
Paylaşmak demişler
Taşımışlar
Kilitli geceler koyulmuş önlerine
Özlem demişler ezilmişler
İz bırakmışlar derin hasretlerde
-gözlerinin içinde sarmaş dolaş seninle-
Yüreğin kaçıp giderse bir gün!
Yüreğin;özgürlüğün
Yüreğin;küllenen k(anın)
Yüreğin;adın
Bak adınla başlıyor her şey
Gülün dikeni
Baharın süzülüşü
Günlerin süzülüşü
Adınla
Her şey seninle başlıyor..
Dokunuyorsun doğmamış güne
Ellerin baharı müjdeliyor
Fısıldıyorsun yapraktaki yeşile
Sesin yağmur öncesi söylenen
Bir türkü uyandırıyor içimde
Sen kendini ezberliyorsun
Kendine koşuyorsun
Zamansızlığın alnımdaki zamanı sorguladığı boşlukta
Sığınabildin ya içindeki aymaz çocuğa
Tutabildin ya bir ucundan korkunun
Borçluyum şimdi sana
Sıyırdın yılları üstünden
Kondun yeni bir uçurumun başına
Haydi gül,gül biraz
Sevildikçe yaşayacaksın sen!
EFTİHİS (Mart 96 )
Yorum (4) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
AYMAZ BEKLEYİŞ
“ Yıllar öncesinden uzanır deniz
Geleceğe doğru
Güneşin sevdalısıdır o,solmaz;
Solmayacak
Suları taşana dek
Güneşin sevdalısı
KİRLETİLİYOR ! “
Dağları yıktılar
Gülleri topladılar önce
Ezberlenmiş öykülerle
Sonra..
Sonrası hasret,hüzün,
Sonrası yurdum
Gönlümün alazına doğru yakma şu ateşi
Ellerin geliyor aklıma,
Ellerin nerede!
Tarihsiz türkülerin beşiğidir kuşlar
Yıkımlarda adımın habercileri
Yalnızlığın kadim dostlarıdır.
Kuşları vurdular,
Bulutları süpürdüler önce
Sonra..
Sonrası insanlar
Bakma öyle derin uzaklara
Gözlerin geliyor aklıma
Gözlerin nerede !
Sen gövdemin limanısın,masmavi
Sen özgürlüğümsün
Kentlerin ceplerinde hapistir özgürlüğüm
Aç ve susuz kimliğiyle
Tutma bırak o gökyüzünü
Yüreğin geliyor aklıma
Yüreğin nerede !
Ömrüm;yıkılan kalelerin bayrağı
Sevdanın ağır prangasıdır
Nöbet tutuyorlar prangalarımda
Prangalarım;gençliğim
Susma öyle bir şeyler söyle
Sen geliyorsun aklıma
Sen neredesin !
EFTİHİS (Mart 96)
Yorum (15) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
YÜREĞİMİ SANA KANATTIM
(Sevmek, hiç yitmeden)
Sensizliği ağrıtan bir sancıdır güneş gözlerin
Umutlu kelimelerin gölgesinde
Dirilmeyi bekler yorgun gönlüm
Acılarıma tuz koyar nefesin,kokun
Akşamları toplayıp günbatımından
biraz daha eklerim sevdama
Ve kendimi ben yaparım
Sana yanarım
Kokunu duyar
Dağılırım
Oysa ki sevişmelerimiz saklı puslu aynalarda
Seni bana anlatan
Beni sana kaydıran
Ve kör yalnızlıkta bizi duyumsatan
Sevişmelerimiz gizli gün ılıklığında
Öyle bir sevda da
Yüreğimi sesine kanattım.
Ve kanadım uğruna yıllarca sen bilmeden
Yorgundum
Ağırdım
Zaman oldu sana eridim
Binbir ızdırabla özledim seni ağır köşelerde
Yürek seli oldum,sana yaşadım
Bir direncin öznesiydi sana gelişim
Umutlu gözlerin ışığı oldum,sana yandım
Sızılarımsın asırlardır silmediğim
Duyarsız ayak seslerim
Tatlı türkülerimsin
Yazdıklarım
Kurduğum cümlelerim
Düşüncelerimsin
Düşlerimsin sabırla biriktirdiğim
Etrafımda kaybolduğum yönlerimsin
Yüreğimi gözlerine kanattım.
Ve saçlarını fısıldadım rüzgarlara
Seni astım boynumun canevine
Ilıklığını sakladım ceplerime
Sevmelerimi gizledim zindanlarıma
Ki hoyrat bir ölüm bile yitiremezdi
Ufacık zerresini bile
Bir yenilgiydi oysa hayat
Karşımızda oyun oynamayı becermeyen zavallı
Diz çöktüğünde sevdaya
Takvimler bizi gösterdi
Zaman durdu
Öyle bir sevda da
Yüreğimi sevdana kanattım
Şimdi seni taşıyorum dilimlerce
Seni yaşıyorum yaşamlarca
Seninle çoğaltıyorum seni defalarca
Acılarımı acılarına gömüyorum
Bak işte puslu aynalar
Sevişmelerimizi çoğaltarak saklayacak
Bak günün ılıklığı
Sevmelerimi daha da azıtacak
Umutlar yüklüyorum pırıltına
Isıt beni
Kimliğimi koyuyorum tarihine
Koru beni
Efsaneler çoğaltıyorum adına
Sar beni
Anlat beni
Sevdamız yamansın geleceğe
Yaşat beni
Kokunla
Sesinle
Adınla başlayan her günde
Sen nefesimde oldukça …
Yüreğimi sana kanattım.
EFTİHİS (Mayıs 2001)
Yorum (5) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
***
Bir fotoğrafın
bir de gülüşün
Darağacına çekiyor beni
Sensiz,gündüz karanlığında
Yüreğimi güllerin kaplamış
Yasak topraklarda
Boy veren güllerin
Koparamadım
Buzdan bir iğneyle
Sevdayı işledin yüreğimin gergefine
Sökemedim
EFTİHİS (Nisan 1995)
Yorum (4) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
ÇOCUĞUMUN ADINI EYLÜL KOYACAĞIM
Çocuğumun adını eylül koyacağım
Bilirsin,yakışıksız zamanlarda varoldu benliğimiz
Palazlanmış bir geleceğe hüküm giydik
Dost saydık yaşamayı
ve kendimizi bir acı nehire bıraktık
Bilirsin,imkansızı yaşayabilmektir güzel olan
Sevinçleri köşende beklemek yerine
uğruna kendini harcayabilmektir adil olan
ve çirkeftir peşimizden koşan gölge
Bilirsin,Onurumuzdur ortada duran
Çocuğumun adını eylül koyacağım
Kimliksiz gecelerde doğmuştu çünkü o
Işık olmuştu
mutluluk kokmuştu
Ufacık bir çiçek gibi dikilmişti önümüze
Aymaz ateşlerin üzerine düşmüştü belki ama,
kendi özgürlüğünü yaratmıştı
Çocuğumun adını eylül koyacağım
Yüreği hep dinç,başı dik olacak
Sevmeleri öğrenecek önce
Ağır ağır,üzerine basa basa büyüyecek
Paylaşımları öğrenecek
Bunlar önünde bir kalkan olacak
yaşamın diyetlerini ödemek için
Kendisine biçilen değer,onun için verilecek emek
sonsuza dek boynunda asılı duracak
O her zaman bununla yücelecek
Çocuğumun adını eylül koyacağım
Eylül,
Yarına bırakılan tatlı bir sözü taşıyacak
Yani,sevdaların en ağır yükünü
Yani,ilk heyecanların en ıssız saflığını
En koyu,en doyulmaz hisleri
Yani,yüreğimin serseri dumanını taşıyacak
Eylül,
Kuytularda kalan yürekleri birleştirmenin
sevincini taşıyacak hep
Gözlerim seninle bakıyor tatlı çocuk
Yüreğim seninle çarpıyor
içimde buruk bir tat
İçimde bir kıskançlık sana doğru kayıyor
Her yerimde sen varsın çocuk
Etimde
düşlerimde
bilincimde
Sarmalamışsın bedenimi her yandan
Her yol sana çıkıyor çocuk
Her güzellik senden bana bulaşıyor
ve her aşk yanında parçalanıyor
Oysaki çizgiler burada bitmiyor
ömür çok uzun çocuk
Durmak yok asla
yılmak terketmek yok
Eylül,adına yakışır biçimde
Koparılacak,
götürülecek çok şey var
Daha çok sevmelere
Daha çok güzelliğe
umutlara ihtiyacımız var!
Çocuğumun adını eylül koyacağım.
EFTİHİS (Aralık/1997 )
Yorum (3) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı





